Yükselen Kıta Afrika: Dış Politikada Türkiye’nin Farkı | Afrika, Dış Politika, Ortaklık Afrika’nın son yıllardaki büyük dönüşümü, dış aktörlerin kıtaya “ne yapmak istediği” kadar, Afrika toplumlarının ve yönetimlerinin artık “neyi kabul etmediği” üzerinden okunuyor. Çünkü kıta, uzun süre yardım paketleriyle, güvenlik operasyonlarıyla, kredi anlaşmalarıyla, seçim takvimleriyle ve kriz manşetleriyle anıldı. Genç Nüfusun ve Orta Sınıfların…
Afrika’nın son yıllardaki büyük dönüşümü, dış aktörlerin kıtaya “ne yapmak istediği” kadar, Afrika toplumlarının ve yönetimlerinin artık “neyi kabul etmediği” üzerinden okunuyor. Çünkü kıta, uzun süre yardım paketleriyle, güvenlik operasyonlarıyla, kredi anlaşmalarıyla, seçim takvimleriyle ve kriz manşetleriyle anıldı.
Özellikle genç nüfusun ve şehirli orta sınıfların bakışında büyük bir değişim gözleniyor. Bugün, eskiden Fransız nüfuzu altındaki Sahel bölgesinde güvenliğin çöktüğü, bazı ülkelerde ordunun siyasetin merkezine oturduğu, göç baskısının arttığı bir dönemde Afrika, dış aktörlerle ilişki kurmanın maliyetini ve kazancını daha soğukkanlı hesaplıyor.
Türkiye’nin farkı, güvenliği konuşurken eğitimi, ticareti konuşurken diplomasiyi, kriz yönetimini konuşurken insani teması aynı çerçevede sürdürebilmesinde belirginleşiyor.
Türkiye’nin Somali’deki varlığı, sadece bir insani yardım hikayesi sunmakla kalmadı, aynı zamanda bir devlet kapasitesi inşa etti.
Türkiye’nin Libya’daki öne çıkardığı şey, çoğu zaman “denge kurma” iddiası oldu. Libya’da ortaklık, istikrarı ayakta tutacak bir siyasi zeminin parçası olabilmeyi hedefliyor.
Cezayir ile Türkiye arasındaki ilişki, ekonomik omurga niteliği taşıyor. Ülkeler arasındaki ticaret, yatırım ve enerji gibi başlıklar, ortaklığın kalkınma kısmını somutlaştırıyor.
Çin’in Afrika’daki varlığı, genellikle altyapı ve finansmanla varlık kazanıyor. Çin’in uzun vadeli ekosistem kurma girişimi, Afrika ülkelerine bir pazarlık gücü veriyor.
Afrika’nın esas değişimi, yardımın tek başına “meşruiyet üreten” bir ilişki biçimi olmaktan çıkmasında yatıyor. Türkiye’nin ilişkilerinde daha fazla şeffaflık, karşılıklılık, kurum inşası ve ekonomik üretim isteği, Afrika’da fark yaratmasını sağlıyor.